
FATMA ANA
Güncelleme tarihi: 30 Ağu
Bir kadın sonbahar çığlığında katlediliyordu.
Gördüm.
Sonbaharın katli tenindeydi.
***
Kurudukça güneşin mayası.
Ölü derisini dişliyordu her gün.
İnsan soluğuna bir kadın teni değiyordu.
Sermişti yavrusunu bacaklarına.
Buruşuk alnında tarihin ezmeli bahçeleri.
Ne ezilmişti ?!
Önce anası,
Sonra dıdısı tarafından.
***
Zebunkûş devletse başını kesmiş. Nikâhı bacağına ve bolca doğurganlığına basmıştı.
9 ay sonra.
Ana rahminden
Dıdı aklından bir göynükle dökülmüştü, ıslaklık.
***
O daha doğmadan
Anası doğarken.
Mimlenmiş, lime lime edilmiş bir vajinadan akmıştı soyu sopu.
***
Ah yürüdüğü yol zift karası !
Soluğu yüzüne çarpık.
Bastıkça ayağına – sıcak terbezlerine yapışık sıhrîler ağırlardı onu.
Kaçış ‘‘YOK’’ !
***Geçmişe dönüş.
Gördü.
‘‘Fatma Ana’’ orada.
Hatırladı anasının adamlarını.
Tiksindi.
Öptü dudaklarından.
Attı adamları bir bir :
‘‘Yeter müstebitliğiniz!’’
‘‘Ben bu dünyanın en canhıraş vaktinde kadınlığımı arıyorum. O nerede ?’’
(Koyak’ın arasında kara bir kedi, cam kasesi gözleriyle)
‘‘ Anneee gel ! Buradayım. Kedinin tüyünde saklamışlar bizi. Onlardan korkarız sandılar.’’
***
İki kadın.
Araladılar tüylü efsunu.
Fatma Ana baktı,
Şaşırdı...
...
...
...
Hırlama mı ? Hayır, Yok!
***
Ömrü kadınlığını aramakla geçti. Bulunan: Yeis.
Zaman çoğaldı. Etler parçalandı.
MORLU BUZ - CAN’SİZ DUDAKLAR sarardı.
Soluğuna sarı sıcak yelesi düştü.
Aldı eline.
Parmaklarının arasından toz olup döküldü, zift karası.
***
Ölüm gerçekti.
Babası ve babasından önceki babaları çalmıştı, annesinin gözlerini.
Baktı... baktıkça Fatma’nın elleri, yoku kabul etti.
Kutsal ekmek (!) çalıntı.
Buğdaylar tandurda kaybedilen parmaklarla yoğrulur-şişer-kızarır.- Tam 15 yaşında kaynanalar sırtındayken...
***
Baktı... baktıkça annesinin memeleri, yoku kabul etti.
Aynadan gördü ağzını. Memeleri - bir dilim ağızlığındaydı.
Arkasına döndü.
Kardeşler morg sofrasında.
7 kardeşte 7 dilim.
‘‘ Çıkarın ekmekle sütü. Tükürün! Size tükürün dedim!!’’
***
Bir an önce toprağı solumak istercesine alelacele.
Baktı... baktıkça annesinin kokusu, yoku kabul etti.
Sevinç içinde titredi.
***
Fatma Ana ‘‘yoku kabul etti’’. Hem de ne yok oluş. Hiçbir uzvu görünmüyordu.
O yokladı tenini.
Yok’ladıkça eli, annesinin tenine gömülüyor 8 parmak memesinde.
***
Derin bir cerahattı asfalttaki kedi, asfalttaki anne.
*** Bugüne dönüş.
40. yaşında.
Utu yakıyordu, genzine düşücü tüm gerçeklerle.
Varoluş sebebini bulmak için çıktığı yolda zürriyetinin kaybını gördü.
Çıplak -tüysüz - bacakları hafif aralıklı tavuğu nasıl da gururla parçaladığını fark ettiğindeyse irkildi.
Erbain vaktindeydi.
‘‘Taybet Ana’yı kan kurusuyla yollarına yapıştıran,
köpeklerin derisindeki sancılara inat;
Taybet Ana’ya,
anneme ve
çok kadınlara ithafen ’’




Yorumlar